Geçenlerde bir kozmetik dükkanına girdim.Parfümlerin bulunduğu standı gezerken aklıma şöyle bir soru düştü.Bizim neden parfümümüz yok.Hadi cumhuriyet döneminde yapamadık ama Osmanlıda harem harem diye tutturanlar.Haremde bu kadınlar nasıl parfümler kullanıyordular diye araştırma yaptılar mı?
İçinde bulunduğumuz çağ milletlerin farklılıklarını ortaya koyduğu ve özlerine döndüğü bir çağ.Yıllarca Avrupalılar ve Amerikanlar biz böyle giyiniriz,böyle yemekler yeriz,böyle konuşuruz,vb hayat tarzlarını enpoze etmeye çalıştı ve bunun sayesinde ürünlerini dünyaya sattılar.Ama sıra artık biz de tüm ibreler bizi gösteriyor.Onun için Osmanlı dizileri sinema filmleri yapılıyor yapılmaya çalışılıyor.Önümüzde ki dönemde Fatih’in İstanbul’u fethi filmi çekilecek hatta Tom Cruise başrolde oynayacakmış.(Tabi yurtdışı destekli bu işlerde bir şeylere hizmet gayesi güdüyor ama burada o konuya girmeyeceğim.)
İşte böyle bir ortamda girişimcilerin Osmanlı’yı iyi araştırması,Osmanlı döneminden ne bulup çıkarabiliriz demesi gerekiyor.Fakat bu konuda bazı zorluklar var en büyük zorluk bence Osmanlıcayı bilmememiz.(Keşke Atatürk Osmanlıcayı okullara seçmeli bir ders olarak koydursaymış)
Konu çok uzamadan kısa kesip parfüme geri döneyim.Devlet destekli girişimciler birleşip Osmanlıdan esinlenip bir parfüm markası yaratabilirler.Bu parfümün reklamlarını da diziler ve sinema filmleri ile yapabilirler bu konuda bence Kültür bakanlığının çalışma başlatması gerekli bir husus.

Osmanlı’nın parfümü: 550 yıllık tarihi olan billur şişeli ‘buhur suyu’

Buhur suyu yaklaşık 550 yıl öncesine uzanan, terkibi ve yapılışı hakkındaki bilgileri günümüze ulaşabilmiş önemli bir Osmanlı parfümü. Sandal, aselbent, kalenbek ve öd ağacı gibi tütsü olarak yakılan maddelerin gül suyu içinde kaynatılmasının ardından misk ve çiçek suyu eklenmesi ile elde edilen Osmanlı’ya has bu güzel koku Ramazan ayında bir törenle sunuluyormuş: “Tanzimat’tan evvel Topkapı Sarayı’nda, fetihten beri devam eden gelenekle her yıl Ramazan ayının on beşinci günü geçtikten sonra, padişaha ‘buhur suyu’ takdim olurunurdu. Enderun’da Seferli Odası’nda imal edilen buhur suyu padişahtan başka saray mensuplarına, vükelâya, hareme, ulemaya zarif billur şişeler içinde dağıtılırdı.”

Gül suyu ve gül yağının kullanımı, Türk koku tarihinde hep yaygındı. Gül suyunu serpmek için şişkin gövdeli, ince uzun boyunlu cam, gümüş, tombak ya da porselen gülabdanlar kullanılıyordu. Bugün kimi cami önlerinde rastladığımız seyyar esans satıcıları da Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok revaçtaydı.

Osmanlı’da en fazla lavanta, misk, gülyağı, ıtır, amber ve menekşe kokuları rağbet görüyordu. 1902’de tam bir ithal kokular furyası başladı. Kolonyalar ve parfümler Avrupa’dan geliyordu. Bu dönemlerde, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk itriyatçısı olan Ahmet Faruki, Türk koku tarihinde özel bir yer edindi. Hasan Etem, Pertev, Hüsnü Şevki, Şükufe, Necip Bey de dönemin önde gelen itriyatçılarındandı.

Önceleri Osmanlı topraklarında yaşayan gayri müslim grupların kullandığı alkollü kokular, sonraları zengin müslüman aileler tarafından da talep edilmeye başlandı. Bu dönemde Türk itriyatçılar çok hoş kokular ürettiği halde, zamanla uluslararası markaların güçlü imajları ve yabancı parfümlerin kolayca ithal edilebilmeleri, yerli parfümcülüğün gelişimini önledi.

http://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2011/02/osmanlı-parfümü.jpghttp://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2011/02/osmanlı-parfümü-150x150.jpgS Barış YazıcıYeni Fikirlerbillur şişeli buhur,buhur,buhurdan,güzel koku,osmanlı parfümü,osmanlıda parfüm,türk parfümü
Geçenlerde bir kozmetik dükkanına girdim.Parfümlerin bulunduğu standı gezerken aklıma şöyle bir soru düştü.Bizim neden parfümümüz yok.Hadi cumhuriyet döneminde yapamadık ama Osmanlıda harem harem diye tutturanlar.Haremde bu kadınlar nasıl parfümler kullanıyordular diye araştırma yaptılar mı? İçinde bulunduğumuz çağ milletlerin farklılıklarını ortaya koyduğu ve özlerine döndüğü bir çağ.Yıllarca Avrupalılar ve Amerikanlar...