ley hatlarıİnsan bedenini saran sinir sisteminde akan enerji gibi dünya yüzeyi altında da negatif ve pozitif radyasyon akımları var. Bunlar, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğuyor ve enerji ağları olarak dünya’yı sarıyor.Tarih boyunca birçok medeniyet bu hatların varlığını bilerek veya hissederek mabetlerini,evlerini,hipodromlarını bu enerji hatlarına göre yaptılar.Batının konuya ilgisi ise 1920’lerde Arkeolog Alfred Watkins sayesinde oldu Watkins eski roma yollarını incelerken yolların daha önceki medeniyetlerin yolları üzerine yapıldığını keşfetti. İnsanlar gözle görülmeyen bir akışı hiç terk etmemişti.Watkins bu hatların ismini ley hatları olarak literatüre geçirdi.

Ley hatları üzerine birçok bilim adamı daha sonraki yıllarda çalışmalar yaptılar.Nicola Tesla bu hatlar ile elektrik üretebilmek için çalışmalar yaptı.Veri iletişiminin hatta telepatinin bu hatlar vasıtası ile yapılmasına hala çalışılıyor.Hayvanların göç yollarını bu hatlar vasıtası ile bulduklarını ispatladılar.Ayrıca dünyada insanların kutsal olarak nitelendirdiği yerlerin(Kabe,Stonehenge,Piramidler,Nemrut dağı vb.) bu hatların kesişim noktalarında olduğunu Google Earth’le bile kanıtlayabiliyorsunuz.Bu hatları Piri Reis haritasında veya Peru Nazca çizgilerinde bulmakta mümkün.

peru nazca

“Yeryüzünün, ley ağı sayesinde yansıyan yaşam gücü, aynı pranik alanın parçaları olmaları nedeniyle güneşinkiyle de sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle güneş, yeryüzünün ley ağı ve yeryüzündeki doğal oluşumların hepsinin sahip olduğu sağlık ya da yaşam gücü arasında eşi görülmemiş yakın bir ilişki vardır. Tarih boyunca insanların içgüdüsel, sezgisel ya da şuurlu bir biçimde yeryüzünün ley ağına ilgi göstermiş olmalarının
nedeni de budur. Böylelikle insanlar gerek fiziksel gerekse ruhsal sağlıklarını korumanın yanında,kendilerini çevreleyen doğal oluşumların gelişimini de sürdürmeyi ve zenginleştirmeyi başarmışlardır. Bu arada yeryüzü ile aralarındaki ilişkiyi de tanıma fırsatı bulmuşlardır.”

Dünyayı bir ağ gibi saran bu enerji hatları siyah ve beyaz akım olarak kendini gösterir. Beyaz akımlar insan üzerinde pozitif etki yaparken siyah akımlar tam tersi etki gösterirler.Negatif ley hatlarına baktığımızda; savaş, toplu kıyım olaylarının, bu enerjiyi biriktirebildiği, akış dengesini bozabildiği görülüyor. Böylece o yerde bir kara akım hattı oluşuyor. Bu, tıpkı hastalanınca enerji akışımızdaki tıkanmaya benzer bir durum. Oranın toprağı artık negatif enerji yayınlıyor.(Bu durum Ortadoğu’da yıllardır neden bu kadar çok karışıklık olduğunun bir açıklamadır belki de bu.) Cinayet işlenen evde bilmeden yaşayan insanların rahatsızlık duyması gibi, toprağa yerleşen enerji de psişikleri uyarabiliyor. Bazen yol ve taş ocağı faaliyetleri, ley hatlarındaki beyaz enerji akımlarını bozabilir.

Özet olarak dünyamız iki enerji akımı ile sarılmış ve bizlerin ruhsal varlığı da kökleri hemen toprağın üstünde bulunan ağaçlarlar gibi bu enerjiden besleniyoruz.İbrahim Suresi 24-25-26-27-28 ayetleri sizce bu konu ile ilgili olabilir mi?

  • 24      – Görmedin mi? Allah nasıl bir misal verdi. Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit,     dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.
  • 25      – (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Öğüt alsınlar diye Allah     insanlara böyle misaller verir.
  • 26      – Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.     
  • 27      – Allah, iman edenleri, dünya hayatında da, ahirette de sağlam bir söz üzerinde     tutar; zalimleri de saptırır ve Allah, dilediğini yapar.
  • 28      – Allah’ın nimetlerine nankörlükle karşılık veren ve sonunda milletlerini     helak yurduna konduranları görmedin mi?
S Barış YazıcıYeni Fikirler
İnsan bedenini saran sinir sisteminde akan enerji gibi dünya yüzeyi altında da negatif ve pozitif radyasyon akımları var. Bunlar, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğuyor ve enerji ağları olarak dünya’yı sarıyor.Tarih boyunca birçok medeniyet bu hatların varlığını bilerek veya hissederek mabetlerini,evlerini,hipodromlarını bu enerji hatlarına göre yaptılar.Batının konuya ilgisi ise...