Süreç içerisinde her sistem engellere takılmış engellere takılıp kalan sistemler çökmüş ve tarihe karışmıştır.Bu sistemler arasında bulunan kapitalist sistem de bir gün çökecektir.Kapitalist sistemin bugüne kadar gelmesinde ki en önemli şey bence karşılaştığı engelleri aşma yoluna gitmeden yönünü değiştirmeyi tercih etmesi.

Devlet hiçbir şeye karışmasın özel sektörün önü açılsın sloganıyla başlayan (laissez faire laissez passer) sürecin ana hatlarını Adam Smith(16 Haziran 1723 – 17 Temmuz 1790) çizmiş ve girişimci sınıfa;

Ne yaparsanız yapın çok ta tın!

Cümlesiyle yol göstermiş ve bu sayede neredeyse 100 yıl patronlar işçinin anasını ağlatmıştır.

Karl Marks’ın Das Kapital’(1876)de kısaca özetlediği

 “Ne yapıyorsunuz lan? Böyle adaletsizlik mi  olur? p…v.nkler.

Cümlelerinden etkilenen işçi sınıfının ayaklanması korkusuyla deveyi havudu(yıllardır hamudu diye bilirdim havudu’ymuş aslı ve semer demekmiş.) ile götüren zümre;

“Ya çok ezdik galiba bu herifleri biraz rahatlatalım dediler.” (En azından kendi ülkemizde.)

İlk engelde kıvırdılar.

1929 yılına gelindiğinde Amerikan borsalarında başlayan kriz tüm dünyayı etkisi altına aldı.Piyasaları görünmez elin düzenlediğine dair düşünceler yetersiz kalmıştı.Ve sahneye John Maynard Keynes çıktı.

“Ya devlet yok devlet yokta o da bir yere kadar kardeşim. Arada bir gelsin bir düzen versin piyasalara.”

Ve sistem yine kıvırdı.

1945-1960 Arası Kapitalist oyuna birde rakip komünist oyun geldi. Benim oyunum daha güzel yok benim ki daha güzel sözleri ile sidik yarışına girildi.

2.dünya savaşında alın size silah yiyin birbirinizi deyip silah satan Amerika karşısında.Uzaya ben daha fazla roket göndereceğim deyip sonunda kadınlarını sarp sınır kapısına göndermek zorunda kalan Rusya pes edip kapitalist oyuna ayak uydurmak zorunda kaldı.

2000’lere gelindiğinde Kapitalist sistem çevre kirliliği,küresel ısınma,ahlaki çöküntü,ozon tabakası ,nükleer atıklar,uyuşturucu vb. konularda başları(başımız desek daha doğru olur) dertte

Çözüm yolu arıyorlar.fakat geri dönülmez yola girdiklerinin artık farkındalar.Bilim adamları;

Dünyanın içine ettik uzayda bir yer bulup oraya taşınmalıyız deyip. Her gün marsta su bulduk, Gezegen bulduk,arsenikte yaşayan bakteri bulduk diye söylenip duruyorlar

Gelişmiş ülkeler de ağır sanayiyi gelişmemiş ülkelere kaydırıyorlar.

Bizim ülke kirlenmesin hem işçiyi de ezemiyoruz. Gitsin Türkiye’de üretim yapsınlar hem işçi ucuz hem de çevreyi korumak umurlarında değil.

Birde iktisat teorisi(Global İktisadi Yalan) üretmişler.

Her ülke uzmanlaştığı ürünü üretmeli.

Yok ya!!!

Ben tekstil makinalarını Almanlardan alacağım. Üretim sürecinde çevreyi kirleteceğim. Ağır şartlarda işçileri çalıştıracağım. Sonra 5-6 konteynır ürün karşılığında Amerika’dan bir tane çip alacağım.Hatta yetmeyecek.Amerika’da gönderdiğim tekstil ürününe marka basıp tekrar bana satacakcaklar.

Yaşasın uzmanlaşma!!!

Bende yıllardır bu adamlar şunu üretin bunu üretin destek vereceğim akıl vereceğim der dururdular da ne cömert adamlar derdim.(Tabi ki böyle bişey demedim kim diyorsa yalan söylüyor.)

http://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2010/12/keynes.jpghttp://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2010/12/keynes-150x150.jpgS Barış YazıcıHayata dairglobal yalanlar,iktisatta uzmanlaşma,keynes,marks
Süreç içerisinde her sistem engellere takılmış engellere takılıp kalan sistemler çökmüş ve tarihe karışmıştır.Bu sistemler arasında bulunan kapitalist sistem de bir gün çökecektir.Kapitalist sistemin bugüne kadar gelmesinde ki en önemli şey bence karşılaştığı engelleri aşma yoluna gitmeden yönünü değiştirmeyi tercih etmesi. Devlet hiçbir şeye karışmasın özel sektörün önü açılsın sloganıyla...