Bir haftadır gelecekte reklamcılık nasıl bir şekil alacak diye düşünmekteyim. Ben reklamcı değilim fakat sanayi devriminde ki toplu üretim stratejisinin gelecekte kişiye özel olma stratejisine döneceğini bugünden görebiliyorum. Bence teknolojik gelişme aşağıda ki evrelerden oluşuyor.

  • Tarım
  • Tren ve demiryolları
  • Otomotiv
  • Bilgisayar Teknolojileri ve internet
  • Nanoteknoloji
  • Kişiye özgü ürünler(Buna kişiye özgü ilaç üretimini de eklenebilir)

Şuan bilgisayar teknolojisi,nanoteknoloji ve kişiye özgü ürün teknolojileri birlikte yürüyor.Ve aralarında ayrım yapmak gerçekten zor.Bu sıralamaya bakarak Türkiye’nin otomotiv sektöründe diretmesi de ayrı bir olay olarak incelenebilir.

Konumuza dönecek olursak bu yeni dönemde kişiye özgü ürünlerin nasıl pazarlanacağı ve ne tür stratejiler üretileceğini bugünden planlamak gerekli. Çünkü gelecekte reklam tabelaları bile kişi tabelaya baktığında kendine hitap eden reklamları görebileceği şekilde ayarlanacak.

Türkiye’de bana göre 4 ana reklam mecrası var bunlar;

  • Radyo televizyon
  • Dış mekan
  • Gazete,dergi vb.
  • İnternet

Reklam pastasından en büyük payı radyo ve televizyon reklamları alıyor. Ama reklamın etkisinin ölçülmesinde en eksik bilgiyi de bence radyo televizyon ve dış mekan reklamları sağlıyor.

Mesela sizin bir ürününüz var ve bu ürün 18-30 yaş aralığında ki bekar ve eğitim seviyesi yüksek bayanlar için satılıyor. Televizyon da reklam yapmaya karar verdiniz.

  •  Rating ölçümlerinin net sağlıklı sonuçlar verdiğinden herkes kuşkulu.
  • Reklamı yayınlayacağınız zamanda izleyicilerin kanal değiştirme ihtimallerini net olarak ölçemiyorsunuz.
  • 18-30 yaş arasında bekar ve eğitim seviyesi yüksek kitlenin ne kadarının reklamınızı izlediğini bilemezsiniz.

Kısacası siz 18-30 yaş arası bekar ve eğitim seviyesi yüksek bayanlara reklam vereceğim diye konu ile ilgisiz bir kitleye de reklam yapıyor
para ödüyorsunuz. Ve reklamın etkisini ölçmek sadece satış rakamlarınızla orantılı oluyor.

Son yıllarda reklamın etkisini ölçme konusunda Turkcell’in çalışmaları hep dikkatimi çekti. Bir kaç örnek vermem gerekirse;

Gülse Birsel’in oynadığı reklamlarda izleyiciler ornitorenk ismini arama motorlarında aramaya yönlendiriliyor.Böylelikle Turkcell arama motorlarında ki istatistiklere bakarak reklamın etkinliğini ölçme şansına sahip oluyor.

Hayat paylaşınca güzel kampanyası ile Turkcell billboardlara sevgi sözcükleri yerleştirip(aşkım,canım,sevgilim vb.)bunların Turkcell müşterileri tarafından fotoğraflanıp birbirlerine göndermelerini amaçlandı yani Turkcell dış mekan reklamların etkinliğini ölçme konusunda her yolu deniyor.

Konu ile ilgisi yok fakat Turkcell’in en kapitalist reklam kampanyasını yazmadan geçmek istemiyorum.Rakip GSM operatörünün müşterileri telefonları çekmediği zaman Turkcell müşterilerinin telefonundan bu durumu Turkcell’e bildirmesi karşılığında 2dk ücretsiz konuşma hakkına sahip olması fikri bana göre en kapitalist reklam fikriydi.Sonuç olarak bu mesajı Turkcell müşterileri kendileri ücretsiz 2dk konuşabilmek için kullandı.Turkcell’de ikinci reklamında şu kadar mesaj atıldı şu kadar konuşuldu tarzında bir reklam yapıp rakip GSM operatörünü dürüst olmayan kendi müşterileri ile vurma yolunu seçti.

Asıl konuya gelecek olursam büyük firmalar görsel ve yazılı medyaya ayırdıkları reklam bütçelerini ne yazık ki internet reklamlarına ayırmıyorlar.
Ve internet dünyasında ki reklam işleri gerçekten hiç adil değil.Türkiye’de yaklaşık 30 milyon internet kullanıcı var.Bu sayı her geçen gün biraz daha artıyor.Ayrıca 750bin ila 1,5 milyon adet arasında değişen kişisel blog sayfası hizmet veriyor.Blog sayfaları internetten reklam geliri elde edebilmek için genellikle google adsense sistemini kullanıyorlar peki bu sistem nasıl işliyor.

İnternet sitesi sahipleri google adsense’e başvuruyorlar.Eğer başvuru onaylanırsa site sahiplerine verilen kodlar siteye yerleştiriliyor bir site 3 adet reklam yayınlayabiliyor.Google adsense sitede yayınlayacağı reklamları içeriğe göre kendisi ayarlıyor.Ve siteyi ziyaret edenler bu reklamlara tıkladıklarında para kazanıyorlar.Bu sistemin eksileri ise bana göre;

  • Bir haksızlık durumunda şikayet edebileceğiniz durumda değilsiniz.Ve bunu kanıtlamanızda çok zor
  • Reklamlara tıklanma sayısının doğruluğu konusunda hiçbir veriye sahip değilsiniz
  • Site sahibi için çok cüzi kazançlar söz konusu.
  • Site sahiplerinin tıklama sayısını arttırma adına reklam yerleşimleri yapıp sitelerini katlediyor
  • Siteyi ziyaret edenlere özel reklam çalışması yok
  • Reklamdan elde edilen kazancın yurtdışına gitmesi(yüzlerle ifade edilen milyon dolarlar)
  • Siteyi ziyaret edenler sitede bu reklamları görüyorlar.Görmeleri karşılığında hiçbir kazanç elde edemiyorsunuz. Kazanç elde edebilmeniz için bu reklamlara tıklanması gerekiyor. Bu çok büyük bir haksızlık.Sonuçta diğer reklam mercilerinde böyle değil.

Benim Projem

Profesyonel bir Türk reklam şirketinin internet reklamlarına el atması ve devletin gerekli düzenleme ve teşvikleri vermesi. Çünkü bu sayede internet sitelerinin daha etkin bir reklam mercisi olmasının yanı sıra Türkiye’den dünyayı sarsacak projelerin çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu sistemin işleyişi ise şu şekilde olacak

  • Türkçe(Veya Türkiye’den yayın yapan) içeriğe sahip internet site sahipleri kurulacak olan siteye başvuracaklar. Başvuruları kabul edilirse.
    Sitelerinde reklam yayınlama hakkına sahip olacaklar.
  •  Reklam alan internet sitelerine girdiğinizde gözü yormayan ve siteyi ziyaret edenlerin doldurması gereken bir form karşınıza çıkacak. Formun sonucuna göre sitede reklamlar yayınlanacak.Böylelikle reklam veren firma hedef kitlesine reklam yapma şansına sahip olacak.
  •   Her sitede 1 reklam yayınlanabilecek ve bu reklamın yerleşimi standart olarak sitelerin en üst kısmında olacak. Böylelikle internet sitelerinde ki reklam bombardımanından site ziyaretçileri kurtulmuş olacaklar.
  •  Site sahipleri hem günlük ziyaretçi sayılarından hem de ziyaretçilerin reklamlara tıklama sayısından para kazanacaklar.
  •   Reklamlara tıklanma başına ödenen para standart olacak.
  • Ayrıca bu sistemde sosyal medya reklamları da yer alacak.Örnek vermem gerekirse Facebook’ta son dönemde sayfalarından milyonlarca üyeye ulaşabilen reklamlar yayınlamak mümkün geçenlerde 300.000 üyeli bir sayfada linkimin yarım saat yayınlanması karşılığında 30TL ücret ödedim.Bu sisteme sosyal ağlarda link yayınlama ve gösterim başına sayfa sahibinin para kazanabileceği bir yapıda dahil edilebilir.
  •    İnternet reklamlarını kontrol eden devletin özel bir kurumu olacak Bu kurum reklam üzerinden alınan vergi ile finanse edilecek.Tüm itirazlar bu kurum aracılığı ile yapılabilecek. ayrıca bu kurum çöp sitelerin yayından kaldırılması yeni fikirlerin desteklenmesi gibi konularda da yetkili kılınacak.

Böyle bir sistemi ben bile kurabilirim fakat sistemi kurduğum gün milyon dolarlık bir piyasada benim başıma gelmeyen kalmaz. Gerçi bu yazıdan sonra siteminde başına bir şeyler gelebilir ama neyse Bence emek harcayan her internet sitesinin aylık en az 50TL kazanması gerekir bu sistemle hem emek harcayan site sahipleri hem de ülke kazanmış olacak.Şuana kadar bu sitede yayınladığım 2 yeni fikir uygulama alanı buldu inşallah
bu fikirde yetkililerin dikkatini çeker.

S Barış YazıcıYeni Fikirler
Bir haftadır gelecekte reklamcılık nasıl bir şekil alacak diye düşünmekteyim. Ben reklamcı değilim fakat sanayi devriminde ki toplu üretim stratejisinin gelecekte kişiye özel olma stratejisine döneceğini bugünden görebiliyorum. Bence teknolojik gelişme aşağıda ki evrelerden oluşuyor. Tarım Tren ve demiryolları Otomotiv Bilgisayar Teknolojileri ve internet Nanoteknoloji Kişiye özgü ürünler(Buna kişiye özgü ilaç üretimini de eklenebilir) Şuan bilgisayar teknolojisi,nanoteknoloji...