Akşam evde Braveheart’ı izlerken savaş sahnelerinde gaza geldim ve kendimi elimde ki çıtayı kılıç yapıp aynanın karşısında sağa sola sallarken buldum.”Ne yapıyorum lan ben” diyene kadar ne kadar zaman geçmiş farkında değilim tabi. Yattıktan sonra kılıç sporu ile ilgilenme düşüncesi sardı beni.Üşenmedim geçtim internetin başına. Arama sayfası beni eskrim’e götürdü fakat eskrim bana o izlediğim filmde ki heyecanı veremeyeceğini düşündürdü nedense. Ama internetteki araştırmam epe flöre üzerine devam etti.Bu seferde kendimi kılıçları araştırırken buldum. Birçok dilde aramalarım sonucu Osmanlı kılıçla dünyayı dize getirmiş ama gel gör ki memlekette 1953 yılında yürürlüğe giren 6136 sayılı Ateşli Silah ve Bıçak Kanunu yüzünden Osmanlı kılıcı üretemediğimizi Bursalı Turgut Aydemir ustadan öğrendim.Meğerse samuray kılıcı ülkemizde satılıyormuş ama Osmanlı kılıcı üretilemiyormuş.

 Ee kılıçtan vazgeçtik.Ok atalım bari malum Osmanlı okçulukta da destan yazmış. Başladım araştırmaya.Almanlar Osmanlı yayını ve atılan okların o dönemki zırhları nasıl deldiğinin belgeselini yapmışlar.Almanlardan öğrendim ki Osmanlı okçulukta gerçekten destan yazmış.

Günümüze gelindiğinde yay ustalarımızın Osmanlı yayı üretme çabalarını okudukça hayretler içerisinde kaldım.Ve gerçekten gösterdikleri çaba
karşısında mest oldum.Metin Aksoy ve Ercan Özek ustaların yolları açık olsun.Onlar ve onlar gibi ustalara bu ülkenin çok ihtiyacı var.

 

yay yapımıokçuluk
Konu okçuluğa gelince bende internette kayboldum. İlk olarak Biga Kaymakamı Fatih Genel’in büyük özverisi ile gerçekleşen Biga Sancak Beyi Osman Bey geleneksel okçuluk müsabakası ilgimi çekti.Gerçekten Biga Kaymakamının eli öpülür.(Fatih Genel’in kişisel sayfasında da Vali Recep Yazıcıoğlu’nun stajyeri olduğunu öğrenince yaptığı işlere şaşırmamak gerektiğini düşündüm.)

Biga’da düzenlenen okçuluk müsabakalarında.

  • Menzil Atışı:Okun uzak mesafelere atılması
  • Puta Atışı:Armut biçiminde ki hedefe ok atılması
  • Kabak Atışı:Yüksek bir noktaya konulan tepsiye at üzerinden
    ok atılması

Gibi yarışmalar yapılmış ben bu terimleri ilk defa duyuyorum.
Ama araştırmaya dalınca menzil atışında o dönemde çok uzak noktalara atışlar
yapıldığını okuyorsunuz. Bir kaç örnek vermek gerekirse;

  • Tozkoparan İskender  1281gez(845,79m)
  • Mir’i Âlem Ahmet Ağa 1271,5gez(839,18m)
  • Bursalı Şuca 1243,5gez(820,71m)
  • Sultan II.Mahmud 1228gez(810,48m)

Burada dikkatinizi çekmiştir uzunluk ölçüsü olarak ‘gez’ kullanılıyor.Ne kadar güzel neden biz bu ölçü birimini günümüzde kullanmıyoruz ki.

Ayrıca ‘gez’ ölçü birimi hakkında da araştırma yaptım. Şinasi Acar ve Z.Metin Ateş’in ortak çalışması ile gez’in ortak değer olarak alınan 0,66m değil gerçekte 0,6074m olduğunu günümüze kadar gelmiş ayak taşı ve menzil taşları arasında ki mesafeleri ölçerek elde ediyorlar.

Gez ölçü birimine bence sahip çıkmalı kullanımını yaygınlaştırmalıyız.

Bu bilgilere ulaştıktan sonra internette menzil okçuluğu rekorunu araştırmaya koyuldum 1988 yılında Amerika’da Harry Drake 1854m’lik
atışı ile dünya rekoru kırmış.Teknolojik gelişmenin etkisi ile dünya okçuluğu ilerlerken biz çok gerilerden takip ediyoruz.Bence okçuluk Türkiye’de teknolojik olarak geliştirildikten sonra TSK tarafından bile kullanılabilecek bir disiplin.Bence Aselsan bu konuya el atıp ışıklandırma,bomba atımı,suikast silahı,vb.olarak kullanılabilecek yaylar ve oklar tasarlamalı.

Okçuluk hakkında ki araştırmam Fatih Sultan Mehmet’in aşağıda ki tablosu ile devam etti.

Tabloda Fatih Sultan Mehmet elinde bir gül tutuyor ve parmağında da bir yüzük var.Aslında bu tabloda Fatih yaratıcılığını kullanmış
ama ben bunu öğrenebilmek için bir gecemi harcadım.Fatih’in parmağında ki yüzük Zihkir.Ok atarken tetik vazifesi gören bir çeşit yüzük.bu yüzük Türk halkası olarak da adlandırılıyor.Fatih Sultan Mehmet elinde gül tutarken parmağında ki zihkir tabloya gerçekten büyük anlam katıyor.(Fatih Sultan Mehmet’i devlet olarak kabul ederseniz tablonun anlamını bence daha iyi anlarsınız.)

Zihkir’in takı olarak moda haline getirmekse bence özel sektörün işi bugüne kadar bunu keşfedememiş olmaları da bence büyük bir hata.Bu bilgilerle internette ki serüvenim devam ederken;Osmanlının cenk meydanlarında nasıl bu kadar başarılı olduğunu merak ettim.Cenk
kelimesi beni Osmanlının Matrak sporuna götürdü.

Matrak kelime anlamı eğlence komik şeklinde bilinmekte olup esasında Osmanlı İmparatorluğunda Sultanlar ve Yeniçeriler tarafından yapılmış kılıç kalkan sporudur. Herkes tarafından yapılabilen bu sporda katılımcılar fiziksel,zihinsel ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlamaktadırlar.Matrak Matrakçı Nasuh tarafından bulunmuş yeniçerileri yetiştirirken kullanılmış bir spor.Yıllarca bu spor dalı unutulmuş ama Efkan Çalış tarafından 2009 yılında tekrar hayat bulmuş.Efkan Çalış’ta gerçekten Türkiye’de eli öpülecek bir insan.Sadece Matrak değil Osmanlı cenk sporlarından Matrak,Tomak,Muşt Zen,Leked kup gibi disiplinleri de hayata geçirmiş .Savaşçı bir milletin böyle sporlara sahip olmaması zaten düşünülemezdi ama bunları bilmememiz bizim hatamız.

Matrak videolarını izlerken eskrimde gördüğüm kılıcın rakibe değdiği anda puanın elektronik olarak gösterilebilmesi  aklıma geldi bu sistem matrakta da kullanılabilir.Efkan Çalış ustaya buradan duyurulur.

Benim Projem

Gecem kılıç,okçuluk,matrak,tomak,muştzen,leked kup’u araştırarak geçti.Bizim ne kadar güzel  sporlarımız varmış.Araştırdıkça kendimden utandım gerçekten ata sporlarının tepük(futbol) kadar ilgi görmemesine üzüldüm.

Dünyanın her yerinde Türkler var hatta Türklerin okulları dernekleri temsilcilikleri mevcut bu sayede Ata Sporlarımızı yayabiliriz.Dünyaya yayılan ata sporlarının Edirne’de veya başka bir ilde olimpiyatları düzenlenebilir.Düşünsenize yağlı güreş,okçuluk,matrak,muşt zen,leked kup,cirit ve aklıma gelmeyen ata sporları Cenk Olimpiyatları kapsamında dünyanın her yerinden gelen sporcular tarafından gerçekleştirilebilir.

Böyle bir olimpiyatın düzenlenmesinin yararlarını düşünmeyi size bırakıyorum.Ve tüm yetkililerden bu konuda çalışmalar yapmalarını bekliyorum sıradan bir yurttaş olarak.

 

 

S Barış YazıcıYeni Fikirlermatrak,okçuluk,osmanlı cenk,zihkir
Akşam evde Braveheart’ı izlerken savaş sahnelerinde gaza geldim ve kendimi elimde ki çıtayı kılıç yapıp aynanın karşısında sağa sola sallarken buldum.”Ne yapıyorum lan ben” diyene kadar ne kadar zaman geçmiş farkında değilim tabi. Yattıktan sonra kılıç sporu ile ilgilenme düşüncesi sardı beni.Üşenmedim geçtim internetin başına. Arama sayfası beni eskrim’e...