6 Ağustos emri verilmişti…
Birinci ve ikinci ordular..
kıtaları‚ kağnıları‚ süvari alaylarıyla yer değiştiriyorlardı…
Yer değiştirecek 98.956 tüfek‚ 325 top‚ 5 tayyare‚ 2.800 mitralyöz‚ 2500 kılıç veee…
186.326 tane pırıl pırıl insan yüreği…

Gecenin içinde toprak…
Gecenin içinde rüzgar…
Hatıralara bağlı‚ hatıraların dışında‚ gecenin içinde…
İnsanlar‚ aletler ve hayvanlar…
Demirleri‚ tahtaları ve etleriyle birbirlerine sokulup‚
korkunç ve sessiz emniyetlerini birbirlerine sokulmakta bulup‚
kocaman yorgun ayakları‚ topraklı elleriyle yürüyorlardı…

Ve onların arasında;
Birinci ordunun ikinci nakliye taburundan‚
İstanbullu şöfor Ahmet ve onun kamyoneti vardı…

Bi acayip mahluktu bu 3 numrolu kamyonet!
İhtiyar‚ cesur‚ inatçı ve şirrrret!
Kırılıp dağlarda kalan sol arka makası yerine‚
şasenin altına‚ dingilin üzerine
Budaklı bir gürgen kütüğü sarılmış olmasına rağmen..
Ve kalp ağrılarıyla…
Ve on kilometrede bir‚ karanlığı yaslanıp durduğu halde..
Ve vantilatöründe dört kanattan ikisi noksan iken‚
Şahsının vekarlı kudretini resmen biliyordu…

Bu meyanda….
Ahmetin kamyoneti‚ insanların‚ silahların
ve kağnıların yanından geçip‚
Afyon – Ahırdağları ve imtidadına doğru iniyorlardı…
Ahmetin kafasında uzak bir şehir ve bir şarkı vardı…
Efendim… bu şarkı nihavenddir..!

Ve… beyaz tenteneli sandalları‚ siyah mavnaları‚
güneşli karpuz kabuklarıyla bir deniz kıyısındadır şehir…

Ulen! vantilatör de aded-i devir düşüyor gibi…
Yahu arkadaşlar ileri geçtiler‚ ay da battı..
Manzara yıldızlardan ve dağlardan ibaret..
Motor mızıkçılık ediyor..
bizi dağ başlarında bırakacak meret!

Neyse..

Ne diyorduk oğlum Ahmet..?

Dökmeciler sağda kalır..
Derken..
Uzun çarşıya saparken köşede..
Sol kolda seyyar kitapçı…
Hikaye-i Billur Köşk‚ 6 cilt..
Tarihi Cevdet ve Fenni Tabahat..
Tabahat mutfaktan gelirmiş‚ yani yemek pişirmek sanatı..
Hanii… Uskumru dolmasına da bayılırım pek…
Yıldızlı kuyruğundan tutup‚ bir salkım üzüm gibi yersin…

İlerde bir süvari kolu gidiyor.. saptılar sola…

Eveet..
Uzun çarşıyı dikine inersin‚
sandalcılar‚ tavla pulcuları‚ tespihçiler…
Ve sen İstanbullu..!
Sen kendi ellerinin hünerine alışmış olduğundan şaşarsın İstanbullulara..
Ne kadar ince ve çeşitli hünerleri var dersin…

Sonra Rüstem Paşa Camii…
Urgancılar…
Urgancılarda 100 parça yelkenli gemiyi
ve hesapsız katır kervanlarını donatacak kadar
urgan‚ halat ve dökme tunçtan çıngıraklar satılır…

Zindankapı bu a Cafer‚ Zindankapı!
Uzakta balık pazarı‚ kuruyemişçiler…
Yemiş iskelesindeyiz!
Sandalları‚ mavnaları‚ güneşli karpuz kabuklarıyla
Yüzüne hasret kaldığım deniz!

Tühh!.. Sol arka lastik hava mı kaçırıyor ne?
İnip bi baksam…!

Tam Kasımpaşaya yaklaştık..

Hay Allaah! Lastik hava mı kaçırıyor gene! İniyim bakayım…

Yemiş iskelesinden dilenci vapuruna binip
Eyüpte niyet kuyusuna gittikti…
Elleri yumuk yumuk‚ bacakları biraz çarpıktı ama..
Yeşil zeytin tanesi gibi gözler‚ kaşları da hilal gibi çekikti…
Tam Kasımpaşaya yaklaştık…
Beyaz başörtüsü…

Ulan! Lastik hava kaçırıyor!
Derdine deva bulamazsak eğer…
Dur bakalım Baba Cafer….!

3 numrolu kamyonet durdu!

Karanlık.
Kriko.
Pompa.
Eller…
Küfreden ve küfrettiğine kızan elleri…
Lastikte ve ihtiyar tekerlekte çalışırken Ahmet‚ hatırladı…
Bir gece nüzüllu babaannesini sedirden sedire taşırken‚ kadıncağız..

Al işte! İç lastik boydan boya patladı..
Yedek?
Yook!
E dağlerda avaz avaz imdat istemek?

Sen Süleymaniyelisin oğlum..!
Sana tek başına verilmiş 3 numerolu kamyonet!
Hem hani bir koyun varmış‚
kendi bacağından asılan bir koyun!
Süleymaniyeli şöfor Ahmet‚ soyun!

Soyundu!

Ceket‚ külot‚ pantol‚ don‚ gömlek ve kalpak..
ve de kırmızı kuşak‚
Ahmeti postallarının üzerinde çırılçıplak bırakarak‚
Dış lastiğin içine girdiler..
ve şişirdiler…

Bu şarkı nihavenddir!
Deniz kışısında bir şehir…
Beyaz başörtüsü…

Saatte 50 yapıyoruz‚ dayan ömrümün törpüsü..
Dayan da dağlar anadan doğma görsün şoför Ahmeti..
Dayan arslanım dayan…!

Hiçbir zamlan böyle merhametli bir ümitle sevmedi…
Hiçbir insan hiçbir aleti…

Nazım Hikmet

http://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2011/01/kamyonet-nazım-hikmet.jpghttp://yarinneolacak.net/wp-content/uploads/2011/01/kamyonet-nazım-hikmet-150x150.jpgS Barış YazıcıHayata dair3 numrolu kamyonet,nazım hikmet kamyonet,şöför ahmet
6 Ağustos emri verilmişti... Birinci ve ikinci ordular.. kıtaları‚ kağnıları‚ süvari alaylarıyla yer değiştiriyorlardı... Yer değiştirecek 98.956 tüfek‚ 325 top‚ 5 tayyare‚ 2.800 mitralyöz‚ 2500 kılıç veee... 186.326 tane pırıl pırıl insan yüreği... Gecenin içinde toprak... Gecenin içinde rüzgar... Hatıralara bağlı‚ hatıraların dışında‚ gecenin içinde... İnsanlar‚ aletler ve hayvanlar... Demirleri‚ tahtaları ve etleriyle birbirlerine sokulup‚ korkunç ve sessiz emniyetlerini...